YENİ SESLİ ŞİİRLER
Ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kim demiş her şeyin bitişi ölüm... Mehmet Akif İNAN


Kim demiş her şeyin bitişi ölüm... Mehmet Akif İNAN


Kim demiş her şeyin bitişi ölüm;
Destanlar yayılır mezarımızdan...

Mehmet Akif İNAN


Resimli Şiir


Şiir Vakti






 

Erdem Beyazıt - Ölüm bize ne uzak




BULMAK
Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti
Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti
Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma
Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma
Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından
Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından
Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde
Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde
Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş
Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş
Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine
Kapılıp gidiyorum saçının sellerine
Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar
Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın
Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın
Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi
Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi
Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım
Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden
İşte yeni bir dünya peygamber sözlerinden
Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm.
 Erdem Beyazıt
 

Hümeyra -Sessiz Gemi - Yahya Kemal Beyatlı - Bestelenmiş Şiirler


Sessiz Gemi - Yahya Kemal Beyatlı
Hümeyra
Bestelenmiş Şiirler



SESSİZ GEMİ 

 Artık demir almak günü gelmişse zamandan, 
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. 

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; 
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol. 

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, 
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli. 

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu. 
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. 

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; 
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler. 

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden. 
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden 

YAHYA KEMAL BEYATLI

 

Yahya Kemal Beyatlı - Sessiz Gemi - Bedirhan Gökçe'nin Sesinden


Sessiz Gemi - Yahya Kemal Beyatlı
Bedirhan Gökçe'nin Sesinden
Sesli Şiir Dinle

 

SESSİZ GEMİ 

 Artık demir almak günü gelmişse zamandan, 
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. 

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; 
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol. 

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, 
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli. 

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu. 
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. 

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; 
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler. 

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden. 
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden 

YAHYA KEMAL BEYATLI


 

Yunus Emre - Biz Dünyadan Gider Olduk - Resimli Şiir


Biz Dünyadan Gider Olduk,

Kalanlara Selam Olsun

Bizim İçin Hayır Dua

Kılanlara Selâm Olsun

Yunus Emre


 

Paulo Neruda - Amber - Kenan Işık 'ın Sesinden


Paulo Neruda - Amber
Kenan Işık'ın Sesinden
Sesli Şiir Dinle



AMBER

Uykun
Uykumda dinlensin bir tanem
Aşk, acı, iş dinlensin...
Görünmeyen çarkları üstünde dönen gecede
Uyumuş amber gibi safsın bana sarılıp

Başka kimse düşlerimde uyumayacak aşkım
Gideceksin, birlikte gideceğiz zamanın suyunda...
Ayım, güneşim, ölümsüzüm
Karanlıkta, yanımda senden başka hiçbir kadın yolcuya yer yok

Ellerin açılmış bileklerin narin,
Amaçsız tatlı işaretler indi avuçlarından
İki gri kanat gibi yumuldu gözlerin

Örsün yazgılarını gece, rüzgar ve dünya
Ben senin içinde yalnızca beni götüren o suyun
Sensiz rüyandan başka hiçbir şey olamam ben


Pablo Neruda


Sesli Şiir Vakti



 

Necip Fazıl Kısakürek - Kaldırımlar - Kendi Sesinden


Necip Fazıl Kısakürek - Kaldırımlar
Kendi Sesinden
Sesli Şiir Dinle



KALDIRIMLAR 1


Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; 
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...


Üstad Necip Fazıl Kısakürek



Sesli Şiir Vakti



 

Erdem Beyazıt - Ölüm Risalesi - Kendi Sesinden


Erem Beyazıt - Ölüm Risalesi
Kendi Sesinden
Sesli Şiir Dinle



Ölüm Risalesi

Damla damla oluşuyor hayat 
Ölüm kımıl kımıl 
Duymak kolay 
Anlatmak değil 

Her an 
Farkındayım 
Az az öldüğümün 

Bilincindeyim doğan ayın 
Eriyen karın akan suyun 
Ve usul usul tükenen zamanın 

Tekrarlayıp duruyor saat 
Vakit te mahluktur 
Vakit te mahluktur 

İşliyor kalbim 
Eskiyor saçlarım 
Ve gözlerimin en ince hücreleri 

Okuyorum hayatı 
Toprağın üstünden çok 
Altındakilerle var olduğunu 

Toprak 
Ölüme aç 
Ölüme muhtaç 
Hayat 

Ölüm muhakkak 
Ve ölüm mutlak 
Tek kapısıdır ölümsüzlüğün 

Ölümle tanıştıktan sonra anladım 
Sadece bir kimlik belgesi olduğunu yaşamanın 

Kesitler 

Mahlukta devinen 
Gürül gürül bir ırmaktır ölüm 

Babalar ölür 
Dolaşır eli ölümün 
Saçlarında anaların oğulların 

Analar ölür 
Kök salar hasret yüreklere 
'Bir evlat pir olsa da' 
O zaman anlar ancak neymiş öksüzlük 

Oğullar ölür 
Bir kafes olur ölüm 
Ana kalbi bir kuştur 
Azad kabul etmez 

Sevgililer ölür 
Bir hicret olur ölüm 
Bir sıla 

Mesela arkadaşlar 
Arkadaşlıklar vardır okullarda 
Bakarsın biri gelmez bir gün 
Ve artık hiç gelmeyecektir 
Simsiyah bir gölge düşmüştür adeta 
Bahçeye koridorlara sınıflara 
Bir fısıltı dolaşır dudaklarda 
Kimi kirpikleri ıslak 
Çökmüş bahçenin tenha bir yerine 
Elinde bir çöp resmini çizer toprağa 
Anıların 
Kimileri öbek öbek toplanıp 
Çaresizliği dile getirirler anlamsız sözcüklerle 
-Nasıl olur daha dün beraberdik 
-Salıncakta İki Kişi'yi izlemiştik daha dün nasıl olur 
-Geçen pazar kırlarda dolaşmıştık 
''Göçmen kuşlar yerli kuşlardan daha mutlu olmalılar 
Hayatı dolu dolu yaşıyorlar'' demişti unutamıyorum 

Sonra bir mezarlıkta Bir çukurun başında 
Bir kapının ağzında 
Herkez susar 
Konuşur ölüm 

Ve sürer hayat. 

Bazan bir tekerlek altında 
Ansızın gelir ölüm 
Apansız biter sınav 
Bir elektrik kesilmesi gibi 
Kesilir tulu emel 

Bazan ölüm vardır 
Ölümden önce gelir 
Mesela bir hapishanede bir hücrede yaşanır 
Sorular hep yanıtsız kalır orada 
Sadece konuşan rüyalardır 
Yahut hayaller suskun duvarlarda 
Gözler kabul eder parmaklar kabul eder 
Ama beyin hep umuttan yanadır 

Bazan akan bir film şeridinin 
Tek kare donan bir fotoğrafı gibidir 
Ölüm 
Karşıda bir manga asker 
Gözler namluların karanlık ağızlarını görmez de 
Takılıp kalır masmavi gökyüzünde 
Asılıp kalmış bembeyaz bir buluta 

Ölümden uzak ölümler vardır 
Gazete ilanlarında rastlanılan 
Dünyaya bağlılığın zavallı 
Ve muannit 
Bir belgesidir 
Daha çok kalanlara ait. 

Bir de bir örümcek ağının ortasına düşmüş 
Bir sineğin titrek bacaklarında seyretmiştim ölümü 

Ölümler vardır: 
Can kuş gibi uçar gider 
Bir martının süzülüp 
Kaybolması gibi maviliklerde 

Bir Portre 

Engin sakin berrak bir denize 
Uçsuz bir kumsaldan ağır ağır 
Nasıl yürürse insan 
Sokrates öyle yürüdü ölüme 

Tilmizleri ağlaşırken 
O vasiyet ediyordu: 
-Asklepyos'a bir horoz borçluyuz 
Unutmayınız. 

Ne tuhafsınız dostlar 
Güçsüz kadınlar gibi ağlaşmak niye 
Yükselmek varken ölümsüzlüğe 

İnancına sahip olmak 
İnsan olmanın şartı 
Kölelikler içinde en onulmaz kölelik 
Hayatın ölümcül yanına 
Takılıp kalmak değil mi? 

İlkin ayaklarında duydu Sokrates 
Zehirin soğukluğunu 
Ve yavaş yavaş ölüm 
Yükseldi göğsüne çenesine 

Dudaklarında donan son bir tebessümle 
Bir işaret taşı da böylece 
Sokrates dikmiş oldu ölüme 

Ölümün Sesi 

Ölümden bir işaret var her şeyde 
Ölümün sesini duyuyorum şarkılarda türkülerde: 
-Kışlanın önünde redif sesi var 
Namluların ucunda ölümün sesi! 

-Bir ay doğdu geceden oy oy 
Karanlığın ağzında ölümün sesi! 

-Erzurum dağları kan ile boran 
Vadilerin koynunda ölümün sesi 

-Ezo gelin durmuş bakar yollara 
Umudun ardında ölümün sesi! 

-Bir ihtimal daha var 
Umuddan da öte ölümün sesi! 

Kendi Ölümüme Ait Bir Deneme 

Bir gün öleceğim biliyorum 
Bunu her an ölür gibi biliyorum 

Anamın yüreğinde bir kor 
Ölene dek sönmeyecek bir ateş 
Kımıldanıp duracak hep 

Karım bomboş bulacak dünyayı 
-N'olurdu birlikte ölseydik, deyip duracak 
Oysa insan yalnız ölür 
Ama o olmayacak dualarla teselli arayacak 

Kızlarımın gırtlaklarında bir düğüm 
Bir süre kaçacaklar insanlardan 
Boşluğa düşmüş gibi bir duygu içlerinde 
Sonunda onlar da kabullenecekler öylesine 

Ölümüme en çabuk dostlarım alışacaklar 
-Yaşayıp gidiyorduk yahu 
Ne vardı acele edecek! 
Diyecekler 

Biliyorum yaklaşıyoruz her an 
Biliyorum oruçlu doğar insan 
Ölümün iftar sofrasına 

Son Söz 

Ve zaman döne döne 
Gelmişti başlangıç noktasına 
İlk yaratılış düğümüne 

Mahlukatın var olduğu 
Yüzüsuyu hürmetine 
Evrenin Efendisinin 
Kavuşmak vakti gelmişti sevgilisine. 

Hayatın menbaı 
Merhametin son durağı 
Madeni, muhabbet ocağının 
Ateşler içindeydi 
Yatağında. 
İltica etmişti sanki Kainat 
Kutsal tenine 
Hayata şafak olan alnında 
Ter taneleri 
Her biri insanlık çilesinden 
Bir haberdi sanki 
Bir an oldu 
Aralandı gözleri 
Sonsuzu kuşatan bakışları 
Süzdü ciğerparesi Fatıma'yı 
Süzdü tek tek çevresindeki 
Can dostlarını 
Kıpırdadı dudakları, dedi: 
-Ebu Bekir kıldırsın namazı 
Sonra daldı daldı uyandı 
Son defa aralandı 
Bakışları 
Yöneldi bir noktaya 
Karar kıldı bir noktada 
Ve dedi: 
-Merhaba ey refik-i ala! 

Olacak oldu 
Akıllar kamaştı 
Kalpler tutuştu 
Feryat ve figan gökleri tuttu 
Çekti kılıcını Faruk olan 
Sıçradı orta yere: 
-Kim derse ''O öldü'', öldürürüm! 

Ayrılık ateşinden 
Ateşin şiddetinden 
Sanki bendler çözülmüş 
Felekler çökmüştü 
Şuur tutuşmuş 
Akıl iflas etmişti. 

Sonra Sıddıyk olan 
Yetişti geldi 
Baktı baktı yatağında hareketsiz yatan sevgiliye 
Mağarada arkadaşına Hicrette yoldaşına 
Sonra baktı çevresine 
Mahşerden önce mahşer hali yaşayan 
Ashabına 
Aline 
Ebu Bekir dedi: 
-Ey nas, susun! 
Kim ki Resulullaha tapmaktadır 
Bilsin ki Resul ölmüştür 
Kim ki Allaha tapmaktadır 
Bilsin ki Allah ölmez 
Hayy ve Layemuttur 

Ey nas, susun! 
''İnna Lillah ve inna ileyhi raciun'' 

Sonra eğildi sevgilinin yüzüne 
Sürdü bulutlanmış gözlerini 
O güzellikler ülkesine 
Baktı baktı ve dedi: 
-Hayatında güzeldin 
Ölümünde güzelsin 
Öldün 
Bir daha ölmeyeceksin

Erdem Beyazit


Sesli Şiir Vakti



 

Cahit Sıtkı Tarancı - Yaş 35 - Uğur Işılak'ın Sesinden Dinle

cahit sıtkı tarancı

Cahit Sıtkı Tarancı
Uğur Işılak'ın Sesinden
Sesli Şiir Dinle



OTUZBEŞ YAŞ ŞİİRİ 

 Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.

CAHİT SITKI TARANCI

Sesli Şiir Vakti


 

Yahya Kemal Beyatlı - Rindlerin Akşamı & Rindlerin Ölümü - Serdar Tuncer'den



Yahya Kemal Beyatlı -
 Rindlerin Akşamı & Rindlerin Ölümü
Serdar Tuncer'in Sesinden
Sesli Şiir Dinle



Şiirlerin Sözleri:


RİNDLERİN AKŞAMI 

 Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Geçince başlayacak bitmeyen sükunlu gece.
Guruba karşı bu son bahçelerde, keyfince,
Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül!
Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül. 

 YAHYA KEMAL BEYATLI


Rindlerin Ölümü 

Hafız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle,
Gece, bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şiraz’ı hayal ettiren âhengiyle.

Ölüm âsude bahar ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter.

Yahya Kemal Beyatlı




Sesli Şiir Vakti


 

Necip Fazıl Kısakürek - Beklenen - Kendi Sesinden - Sesli Şiir Dinle



Şair-i Azam Üstad Necip Fazıl Kısakürek
Kendi Sesinden Beklenen Şiiri Dinle:


BEKLENEN


Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?

Necip Fazıl Kısakürek

Sesli Şiir Vakti
 

Ramiz Dayı - Ezel - Nereye Gidersen Git - Tuncel Kurtiz - Sesli Şiir Dinle

Tuncel Kurtiz'in Sesinden Sesli Şiir:
Ezel Dizisi Unutulmaz Sahnelerden biri:
Ramiz Dayı:



Hayatın kuralı bu yeğen, 
ne kadar uzağa gidersen git

 başladığın yere dönersin sonunda
Ne kadar değişirsen değiş,

 nerede mutlu olduysan 

hep oraya çevirirsin kafanı 
Ne kadar terbiye etsen de


 susturamazsın içindeki canavarı
Nereye gidersen git yeğenim

 şunu unutma, 
herkes gün olur
evine geri döner...

Sesli Şiir Vakti
 

Atilla İlhan - An Gelir - Kendi Sesinden - Sesli Şiir


Atilla İlhan'ın Kendi Sesinden An Gelir:


AN GELİR

an gelir 
paldır küldür yıkılır bulutlar 

gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet 
o eski heyecan ölür 
an gelir biter muhabbet 
çalgılar susar heves kalmaz 
şataraban ölür 
şarabın gazabından kork 

çünkü fena kırmızıdır 
kan tutar / tutan ölür 
sokaklar kuşatılmış 
karakollar taranır 
yağmurda bir militan ölür 
an gelir 
ömrünün hırsızıdır 

her ölen pişman ölür 
hep yanlış anlaşılmıştır 
hayalleri yasaklanmış 
an gelir şimşek yalar 
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını 
direkler çatırdar yalnızlıktan 
sehpada pir sultan ölür 
son umut kırılmıştır 

kaf dağı'nın ardındaki 
ne selam artık ne sabah 
kimseler bilmez nerdeler 
namlı masal sevdalıları 
evvel zaman içinde 
kalbur saman ölür 
kubbelerde uğuldar baki 
çeşmelerden akar sinan* 
an gelir 
-la ilahe illallah- 
kanuni süleyman ölür 
görünmez bir mezarlıktır zaman 

şairler dolaşır saf saf 
tenhalarında şiirler söyleyerek 
kim duysa / korkudan ölür 
-tahrip gücü yüksek- 
saatli bir bombadır zaman 
an gelir 
attila ilhan ölür

Sesli Şiir Vakti



 
 
Sesli Şiir Vakti Hizmet Şartları | Gizlilik Politikası | Telif Hakkları
Copyright © 2012. Şiir Vakti - All Rights Reserved
Geliştiren CihanWebMaster
Proudly powered by Blogger