YENİ SESLİ ŞİİRLER

Soma’daki “Toplumsal Dönüşüm Projesi” Onlarla Hayat Buldu!



Soma İçin Bir Olduk:  Çocukların yüzündeki gülümseme her şeye değer...
Allianz Türkiye, sivil toplum örgütleriyle el ele vererek, bölgede etkilenen vatandaşlara ulaşabilmek, onların yaralarını sarmak ve yeni başlangıçlarını desteklemek için Soma’daydı. Soma’da 2014’te gerçekleşen ve ulusumuzu derinden sarsan maden faciasının ardından, Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği (APHB) ve Bilim Kahramanları Derneği (BKD) ile işbirliği yapılarak “Allianz SomaDA”yı (Soma Dayanışma Ağı) geliştirdi.
Soma faciasından en çok etkilenen yerlerden biri de Kırkağaç. Kırkağaç’ta yaşayan 12 yaşındaki Yiğit, okuldaki 12 arkadaşıyla birlikte bir bilim kahramanı ekibi kurdu. Önce yapamayacaklarından korktular. Çalıştılar, çalıştılar, çalıştılar, bilgisayarda yazılım geliştirip, legodan yaptıkları robotlarına yüklediler. Bu bilim yolculuğu, özgüven ve başarı doğru yeni başlangıçları müjdeliyordu.
Allianz SomaDA”yı kapsamında, BKD ile yapılan işbirliği sayesinde, Soma çevresinde, olaydan etkilenen 6 ilçedeki 16 okulun, Bilim Kahramanları Buluşuyor turnuvasına katılımı sağladı. 34 gönüllü öğretmen, 150’ye yakın öğrencinin oluşturduğu 17 farklı Allianz SomaDA takımını 4 ay boyunca turnuvaya hazırladı. Bu yolla, öğrencilerin normal hayata dönüşü desteklenirken, psikososyal ve kişisel gelişimlerine de katkı sağlanması amaçlandı.
Allianz SomaDA”nın bir ayağı da faciadan etkilenen ailelerin çoğunlukta olduğu Dursunbey’deydi. APHB ile yapılan işbirliği sayesinde, Dursunbey’de bir psikososyal destek merkezi açıldı. Çocuklara, yetişkinlere ve gruplara yönelik üç görüşme odası bulunan Dursunbey Psikososyal Destek Merkezi’nin hizmetleri, merkeze uzak bölgelere de ulaştırıldı.

Bir boomads advertorial içeriğidir.
 

Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar “Biz Mektup Yazardık” Sergisi’nde!

İş Sanat Kibele Galerisi’ndeki “Biz Mektup Yazardık” Sergisi geçmişi günümüze taşıyor.
Bursa’nın ufak tefek yolları
Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
Tepeden tırnağa şiir gülleri
Yiğidim aslanım burda  yatıyor
İşte mürekkep bu dizelerdeki gibi damlar Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun kaleminden… Sanatçı, 64 yıllık hayatına sığdırdığı sanat tutkusunu, aşklarını, sevinçlerini, hüzünlerini, dostluklarını çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını geçirdiği Anadolu’nun naifliğiyle yakın dostu Nâzım Hikmet’e yazdığı bu dizelerdeki gibi aktarır kâğıda ve tuvallere… Onun şiirlerindeki ve tablolarındaki narlar, dutlar, ayvalar kimi zaman sevdiği kadına duyduğu özlemi kimi zamansa amansız bir kara sevdayı anlatır. Babasından Batı Edebiyatı’nı, annesinden Yunus Emre’yi, Karacaoğlan’ı öğrenen sanatçı Anadolu’nun toprak damlı evlerinden, İstanbul’un martılarından, köpüren denizinden, Âşık Veysel’in sazından dem vurur…
Bedri Rahmi Eyüboğlu iç dünyasını tuvallere ve şiirlere aktarırken sanat, edebiyat, siyaset ve iş dünyasının önemli isimleriyle gerçekleştirdiği, yaşadığı döneme ışık tutacak mektuplaşmaları da tarih yolculuğundaki yerlerini alıyor.  Güzel Sanatlar Akademisi’nde başlayıp Paris’te süren eğitim hayatından, resim tutkusunun peşinden gittiği Anadolu’daki yurt gezilerine kadar sanatçının yaşamından birçok kesiti yansıtan mektuplar, “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi ile İş Sanat Kibele Galerisi’nde ilk kez gün yüzüne çıkıyor.
Sergi, hem sanatçının kaleme aldığı hem de kendisine gelen yüzlerce mektubun Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından uzun soluklu ve titiz bir çalışma ile kitaplaştırılmasına paralel olarak hayata geçiriliyor. Sanatçının gelini Hughette Eyüboğlu’nun hazırladığı, editörlüğünü Rûken Kızıler’in üstlendiği kitabın ve serginin tasarımı Emre Senan tarafından gerçekleştirildi.
Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Avrupa’da öğrenci olduğu günlerden Akademi’de öğretmen olduğu günlere pek çok anıyı barındıran mektuplar, orijinal olarak sahiplerinin kendi ifadeleriyle ve kendi imzalarıyla ziyaretçilere ulaşıyor. Sadece ressam ve şair olarak değil mozaik, seramik, vitray ve yazma sanatçısı, heykeltıraş, öğretmen ve yazar kimlikleriyle de sanatımıza kalıcı eserler bırakan Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun pek çok isimle sürdürdüğü yazışmaları aynı zamanda sanatçılar arasındaki kuvvetli bağı da gözler önüne seriyor. Her biri tarihi belge niteliğindeki mektuplar; sanatçıların o dönemde yaşadığı ekonomik sıkıntılara dair fikir verirken, yaşanan zorlu koşullara rağmen gerçekleştirdikleri idealleri ile tarihe not düşürebilmeyi başarmış bu insanların umutlarını yitirmediklerini de en iyi şekilde ortaya koyuyor.
Sanatçının Nâzım Hikmet, Ahmet Hamdi Tanpınar, Fikret Muallâ, Âşık Veysel, Adalet Cimcoz, Orhan Veli Kanık, Necip Fazıl Kısakürek, İbrahim Çallı, Andre Lhoté, Fahrünisa Zeid, Abidin Dino, Reşat Nuri Güntekin, Cemal Tollu, Nurullah Berk ve Arif Kaptan ile mektuplaşmalarının her biri ziyaretçilerde ayrı bir tat bırakmayı vaat ediyor. İş dünyasının önde gelen isimleri Vehbi Koç ve Nejat Eczacıbaşı’nın mektupları da Eyüboğlu arşivinin önemli parçaları arasında yer alıyor.
Serginin bölümlerinden biri de Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yaşamını şekillendiren iki kadın, eşi ressam Eren Eyüboğlu ve büyük aşk yaşadığı, “Karadutum” dediği Mari Gerekmezyan ile mektuplaşmalarından oluşuyor. Eren Eyüboğlu, büyük aşk yaşadığı Karadut’u sonsuzluğa uğurladıktan sonra eşinin elini bırakmayarak o zor günleri atlatmasına ve resme odaklanmasına yardımcı olacak kadar güçlü iken, diğer taraftan Mari Gerekmezyan ise ölümünün ardından bile gözlerini yaşartacak kadar sevdalı olduğu bir isim.
64 yıllık yaşamına çok şey sığdıran Bedri Rahmi… 
İş Sanat Kibele Galerisi’nde çağdaşlarıyla yazışmalarının ilk kez gün yüzüne çıktığı “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi ile anılan sanatçının hayat hikâyesi Trabzon’da başlar. Takvimler 1911 yılını gösterdiğinde Görele Kaymakamı Mehmet Rahmi Bey ve Lütfiye Hanım’ın ikinci çocuğu olarak hayata merhaba der. Asıl adı olan Ali Bedrettin, zaman içinde önce Bedir’e sonra Bedri’ye dönüşür.  Babasının görevi dolayısıyla yerleştikleri Trabzon’daki lise resim öğretmeni ünlü ressam Zeki Kocamemi tarafından keşfedilir. Sanatçı yine bu dönemde edebiyata da merak salar ve ilk şiirlerini yazmaya başlar.
1929’da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne giren Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı gibi Türk resminin mihenk taşlarının öğrencisi olma şansına erişir. Edebiyata olan ilgisinin üzerine düşer ve Ahmet Haşim’den estetik ve mitoloji dersleri alır. 1930’larda hayat onu bu kez Fransa’ya götürür. Dijon ve Lyon’da bir yandan çalışarak Fransızcasını geliştirmeye çalışırken, bir yandan da Gauguin, El Greco, Cezanne gibi beğendiği ressamların eserlerini kopya eder. Sanatçı, ileride hayatını birleştireceği Ernestine Letoni (Eren Eyüboğlu) ile de Fransa’da tanışır. 1940’lı yıllara gelindiğinde kalbine “kara saplı bir bıçak” gibi saplanan Mari Gerekmezyan girer. Asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi’nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelen Mari Gerekmezyan, Bedri Rahmi’nin bir büstünü yapar, sanatçı bu büste duyduğu minneti Mari’nin çeşit çeşit portrelerini yaparak ve ona şiirler yazarak yanıtlar. Artık bütün İstanbul ve elbette Eren Eyüboğlu bu tutkulu aşktan haberdardır. Bedri Rahmi Eyüboğlu 1975 yılındaki ölümüne kadar geçen çeyrek asrı aşkla, resimle, edebiyatla, dostlarıyla, dönemin önde gelen kültür ve düşünce insanlarıyla bir arada geçirir.
Meraklıları için 5 Mayıs - 20 Haziran arasında İş Sanat Kibele Galerisi’nde ziyaret edilebilecek “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi, sanat ve kültür tarihimizde eşine az rastlanır bir iz bırakmayı vaat ediyor. Sergide orijinal el yazılı mektuplar ve sanatçının çizimleriyle süslediği desenli zarfların yanı sıra mektuplaşılan isimlerin Bedri Rahmi Eyüboğlu tarafından yapılmış portreleri de yer alıyor. Serginin ziyaretçilerini güzel bir sürpriz de bekliyor. İsteyen katılımcılara, sanatçının desenleriyle hazırlanmış mektup ve zarflarla sevdiklerine yazma imkânı sunuluyor. Şimdi özlemle andığımız eski günlerdeki gibi mektup yazma zamanı!

Bir boomads advertorial içeriğidir.

 

Kafes - Yeşil Temalı Kısa Film - Çevre Bilinci - Ödüllü Kısa Film



Kafes - Yeşil Temalı Kısa Film - Çevre Bilinci - Ödüllü Kısa Film

Yeşil Ekran kısa film yarışmasına katılan "KAFES" adlı animasyon çalışması birincilik ödülünü kazanmıştır.


 

SANATA VE KEŞİFLERE YER AÇIN, GENÇLER GELİYOR!




Son senelerde sanat alanında yapılan yatırımlar ve etkinlikler gün geçtikçe artıyor ve gelişiyor. Özellikle İstanbul’da hayat bulan bu tarz etkinliklerden biri var ki, çok kısa sürede hem kendine has tarzı hem de izlediği yol ile oldukça ses getirdi. Bundan 2 sene önce, ulaşılabilir sanat alternatifi olarak yola çıkan ve her yıl yeni sanatçıların üretimleriyle gelişen Mamut Art Project’ten bahsediyoruz. Mamut Art Project bu sene Akkök Holding’le birlikte yoluna devam ediyor. Akkök Holding gibi güçlü şirketlerin genç sanatçılara destek olması, hiç şüphesiz ülkemizde kültür sanatın gelişmesinde ve yaygınlaşmasında önemli rol oynuyor. MAP’15 by Akkök hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, www.mamutartproject.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Proje, genç sanatçıları, koleksiyonerler, galeriler, kültür-sanat kurumları ve sanatseverlerle galeri, müze, atölye gibi alışılagelmiş mekanların dışında, bir araya getirmeyi hedefliyor.
İsmini de insanoğlunun mağaralarda keşfedilmiş ilk çizimlerinde en çok görülen figürlerden biri olan “mamut”tan alıyor. Bir başka deyişle, “Mamut” bu projede sanatçıların büyük kitlelere göstereceği ilk eserlerini simgeliyor.
Mamut Art Project 2015 by Akkök’ün her yıl alanında uzman farklı isimlerden oluşan jürisi bu sene, Agah Uğur, Başak Şenova, Eda Kehale Argun, İnci Eviner ile Osman Erden'den oluşuyor. Jüri bu yıl başvuruda bulunan 1000’e yakın portfolyoyu değerlendirdi; yurtiçi ve dışından toplam 56 genç sanatçının 400 adet eserini sergilemeye layık buldu. Projeye bu yıl İstanbul, Ankara ve İzmir’in yanı sıra Diyarbakır, Konya, Nevşehir, Van, Karabük, Malatya, Kırklareli, Edirne’den genç sanatçılar da ilgi gösterdi. Mamut Art Project 2015 by Akkök, bu sene sınırlarını Türkiye dışına taşıyarak Fransa, Ukrayna, Almanya, ABD, Avustralya, Hollanda, Bulgaristan, İsviçre, İran’dan sanatçıların da ilgisini çekti.
Nerden çıktı bu Mamut?
Bu yıl 26-29 Mart 2015 tarihleri arasında KüçükÇiftlik Park’ta düzenlenecek olan Mamut Art Project by Akkök, fotoğraf eğitimi alan Seren Kohen’in girişimi ve sanat tarihi ve kültür politikaları üzerine çalışmalar yapan Tuba Kocakaya’nın sanat direktörlüğünde gerçekleşiyor.
Mamut Art Project 2015 by Akkök, her sene sanatseverlere yeni sanatçıları keşfetmeleri ve uygun fiyatlar ile ilk koleksiyonerlik adımlarını atabilmeleri için alternatif bir platform yaratıyor.
Bu sene sanatseverleri neler bekliyor?
Genç sanatçıların eğilimlerini, değişen trendleri yansıtan önemli bir platform olma rolünü de üstlenen Mamut Art Project 2015 by Akkök sergisine gelenler özellikle resim alanında bu sene farklı tarz ve tekniklerdeki çalışmaları görme fırsatı bulacaklar. Sergide ayrıca video art çalışmalarının yanı sıra fotoğraf ve güncel sanatın giderek gelişen ve cazibesi artan bir alanı olarak nitelendirilen sound art örnekleri de 26-29 Mart 2015 tarihleri arasında KüçükÇiftlik Park’ta izleyici ile buluşacak.
Bu günlerde karşınıza “Mamut çıkabilir!” dikkatli olun… 
Mamut Art Project 2015 by Akkök projesi çerçevesinde Pera, Sakızağacı, Maçka, Pangaltı, Etiler Akmerkez, Bağdat Cad. Kaya Taksi başta olmak üzere İstanbul genelindeki taksi duraklarında “Mamut sağolsun!” yazılı taksilere rastlayabilirsiniz.
Siz de eserinizi sergileme şansı yakalayın!
Akkök Holding ve Mamut Art Project’in birlikte gerçekleştirdiği #yourartismyheart etkinliğine katılan 3 kişi eserini etkinlik süresince Akkök Lounge’da sergileme imkanına sahip olacak. Katılmak için çektiğiniz fotoğrafı Instagram ya da  Twitter hesabınızdan #yourartismyheart hashtagiyle paylaşmanız gerekiyor. Yarışma hakkındaki detayları www.yourartismyheart.com adresinde görebilirsiniz. Ayrıca gönderdiğiniz fotoğrafın daha fazla oy alması için buradan arkadaşlarınıza da gönderebilirsiniz.



Bir boomads advertorial içeriğidir.
 

İstiklal Marşı Tasarımları - Resimli İstiklal Marşı - İstiklal Marşı Resimleri


İstiklal Marşı Metni Türk Dil Kurumu:


İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabe
         İSTİKLAL MARŞI
                                                       Kahraman Ordumuza
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
                           Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
                           Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet, bu celal?
                           Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
                           Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım.
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım,
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
                           Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
                           Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
                           Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
                           “Medeniyet” dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın,
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın.
                           Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı,
                           Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
                           Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı,
                           Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda.
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
                           Ruhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
                           Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
                           Bu ezanlar, ki şehadetleri dinin temeli,
                           Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecdile bin secde eder, varsa taşım,
Her cerihamdan, İlahî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruhumücerret gibi yerden naaşım,
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
                           Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
                           Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
                           Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.
                           Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
                           Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.
                                                      Mehmet Akif Ersoy



Osmanlı Türkçesi(Osmanlıca veya Arap Harfleriyle)/Günümüz Türkçesi
İstiklal Marşı








Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın...
Mehmet Akif Ersoy



Osmanlı Türkçesiyle









Modern Tasarım


İstiklal Marşı Notaları:




İstiklal Marşı Resimleri - İstiklal Marşı Resim Tasarımları - Osmanlı Türkçesiyle İstiklal Marşı


Şiir Vakti

 

Ahmet Hamdi Tanpınar - İnsanlar da kuyulara benzerler - Özlü Söz


İnsanlar da Kuyulara benzerler,
İçlerinde Boğulabilirsiniz!..


Şiir Vakti

 

Bir Adın Kalmalı Geriye - Seslendiren: Cemal Yüksel - Sizden Gelen Şiirler

Bu şiiri bize gönderen  Türkçe öğretmeni Cemal Yüksel Öğretmenimize çok teşekkür ederiz. Şiir Vakti


Bir Adın Kalmalı Geriye
Ahmet Hamdi Tanpınar
Seslendiren: Cemal Yüksel
Sizden Gelen Şiirler


video

Şiirin Sözleri:


Bir Adın Kalmalı


Bir adın kalmalı geriye 
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde 
aynaların ardında sır 
yalnızlığın peşinde kuvvet 
evet nihayet 
bir adın kalmalı geriye 
bir de o kahreden gurbet 

sen say ki 
ben hiç ağlamadım 
hiç ateşe tutmadım yüreğimi 
geceleri, koynuma almadım ihaneti 
ve say ki 
bütün şiirler gözlerini 
bütün şarkılar saçlarını söylemedi 
hele nihavent 
hele buselik hiç geçmedi fikrimden 
ve hiç gitmedi 
bir topak kan gibi adın 
içimin nehirlerinden 
evet yangın 
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan 
evet kaybetmenin o zehirli buğusu 
evet nisyan 
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın 
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı 
bu sevda biraz nadan 
biraz da hıçkırık tadı 
pencere önü menekşelerinde her akşam 

dağlar sonra oynadı yerinden 
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca 
sen say ki 
yerin dibine geçti 
geçmeyesi sevdam 
ve ben seni sevdiğim zaman 
bu şehre yağmurlar yağdı 
yani ben seni sevdiğim zaman 
ayrılık kurşun kadar ağır 
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın 
yine de bir adın kalmalı geriye 
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde 
aynaların ardında sır 
yalnızlığın peşinde kuvvet 
evet nihayet 
bir adın kalmalı geriye 
bir de o kahreden gurbet 
beni affet 
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç


 Ahmet Hamdi Tanpınar

Şiir Vakti





 

Bir Cezaevinde Tecritteki Adamın Mektupları - Nazım Hikmet - Seslendiren: Rozerin Atça

Güzel seslendirmesi ve bu şiiri bizimle paylaşmasından dolayı Rozerin Atça'ya çok teşekkür ederiz...


Bir Cezaevinde Tecritteki Adamın Mektupları
 Seslendiren: Rozerin Atça
Sizden Gelen Şiirler

video


BİR CEZAEVİNDE, TECRİTTEKİ ADAMIN 
MEKTUPLARI

1

Senin adını 
kol saatımın kayışına tırnağımla kazıdım. 
Malum ya, bulunduğum yerde 
ne sapı sedefli bir çakı var, 
(bizlere âlâtı-katıa verilmez), 
            ne de başı bulutlarda bir çınar. 
Belki avluda bir ağaç bulunur ama 
gökyüzünü başımın üstünde görmek 
                                                   bana yasak... 
Burası benden başka kaç insanın evidir? 
Bilmiyorum. 
Ben bir başıma onlardan uzağım, 
hep birlikte onlar benden uzak. 
Bana kendimden başkasıyla konuşmak 
                                                                yasak. 
Ben de kendi kendimle konuşuyorum. 
Fakat çok can sıkıcı bulduğumdan sohbetimi 
                                            şarkı söylüyorum karıcığım. 
Hem, ne dersin, 
o berbat, ayarsız sesim 
                      öyle bir dokunuyor ki içime 
                                                      yüreğim parçalanıyor. 
Ve tıpkı o eski 
        acıklı hikâyelerdeki 
yalnayak, karlı yollara düşmüş, yetim bir çocuk gibi bu yürek, 
mavi gözleri ıslak 
kırmızı, küçücük burnunu çekerek 
                senin bağrına sokulmak istiyor. 
Yüzümü kızartmıyor benim 
              onun bu an 
                              böyle zayıf 
                                       böyle hodbin 
                                                 böyle sadece insan 
                                                                                oluşu.

Belki bu hâlin 
fizyolojik, psikolojik filân izahı vardır. 
Belki de sebep buna 
                     bana aylardır 
                     kendi sesimden başka insan sesi duyurmayan 
                                                                bu demirli pencere 
                                                                     bu toprak testi 
                                                                          bu dört duvardır...

Saat beş, karıcığım. 
Dışarda susuzluğu 
                               acayip fısıltısı 
                                            toprak damı 
ve sonsuzluğun ortasında kımıldanmadan duran 
                                                         bir sakat ve sıska atıyla, 
yani, kederden çıldırtmak için içerdeki adamı 
dışarda bütün ustalığı, bütün takım taklavatıyla 
ağaçsız boşluğa kıpkızıl inmekte bir bozkır akşamı.

Bugün de apansız gece olacaktır. 
Bir ışık dolaşacak yanında sakat, sıska atın. 
Ve şimdi karşımda haşin bir erkek ölüsü gibi yatan 
                                                                 bu ümitsiz tabiatın 
ağaçsız boşluğuna bir anda yıldızlar dolacaktır. 
Yine o malum sonuna erdik demektir işin, 
yani bugün de mükellef bir daüssıla için 
yine her şey yerli yerinde işte, her şey tamam. 
Ben, 
ben içerdeki adam 
yine mutad hünerimi göstereceğim 
ve çocukluk günlerimin ince sazıyla 
suzinâk makamından bir şarkı ağzıyla 
yine billâhi kahredecek dil-i nâşâdımı 
seni böyle uzak, 
seni dumanlı, eğri bir aynadan seyreder gibi 
                                                                kafamın içinde duymak... 


2

Dışarda bahar geldi karıcığım, bahar. 
Dışarda, bozkırın üstünde birdenbire 
taze toprak kokusu, kuş sesleri ve saire... 
Dışarda bahar geldi karıcığım, bahar, 
dışarda bozkırın üstünde pırıltılar... 
Ve içerde artık böcekleriyle canlanan kerevet, 
                                              suyu donmayan testi 
ve sabahları çimentonun üstünde güneş... 
Güneş, 
artık o her gün öğle vaktine kadar, 
bana yakın, benden uzak, 
sönerek, ışıldayarak 
                               yürür... 
Ve gün ikindiye döner, gölgeler düşer duvarlara, 
başlar tutuşmaya demirli pencerenin camı : 
                                                     dışarda akşam olur, 
                                                     bulutsuz bir bahar akşamı... 
İşte içerde baharın en kötü saatı budur asıl. 
Velhasıl 
o pul pul ışıltılı derisi, ateşten gözleriyle 
bilhassa baharda ram eder kendine içerdeki adamı 
                                                              hürriyet denen ifrit... 
Bu bittecrübe sabit, karıcığım, 
                                         bittecrübe sabit...

3

Bugün pazar. 
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. 
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak 
                                                  bu kadar mavi 
                                                  bu kadar geniş olduğuna şaşarak 
                                                  kımıldanmadan durdum. 
Sonra saygıyla toprağa oturdum, 
dayadım sırtımı duvara. 
Bu anda ne düşmek dalgalara, 
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım. 
Toprak, güneş ve ben... 
Bahtiyarım...

                                                                    1938


Şiir Vakti




 

Sizden Gelen Şiirler - UMMANDA BİR YOLCU - BATTAL ASLAN


Sizden Gelen Şiirler
Battal Aslan - Ummanda Bir Yolcu

BİR UMMANIN ORTASINDA
BİR YALNIZLIK SANDALINDA
GEMİSİ BATMIŞ, BİR YOLCUYUM
BAĞIRIYORUM UMUTSUZCA..
UZAK DAN GEÇİYOR ,GEMİLER
BİR TEK BEN DUYUYORUM..
KENDİ SESİMİ......
BİR YALNIZLIK SANDALIN DAYIM
ZAMANIN ELİNDE O HANÇER
BİR VAKİT DE OLSA, BİN VAKİT DE
 HANÇERİNİ; YÜREĞİME SAPLIYOR
YALNIZLIĞIN KAHRINI, BİR  TEK O ÇEKER
RUHUMA ,RUHUNDAN ÜFLESE DE...
BEN,DERYASINDA BİR DAMLAYIM..
GÜÇSÜZÜM,ÇARESİZİM..
BOĞULUYORUM ,YALNIZLIK UMMANINDA
BİR KÖR EBE OYUNUDUR GİDİYOR...
ZAMAN,ÖNÜME ARKAMA SAKLANIYOR
BİR SELA VERİLİYOR..
BİR YOLCU GELDİĞİ YERE DÖNÜYOR
SAHİBİNE SIĞINIYOR ZAMANIN 
KURTULUYOR YALNIZLIKTAN...
ŞİMDİ MASAMDA ÇAYIM YALINIZ
YAŞAMA ARZUM ,UMUTLARIM
BİTMEYEN KAYGILARIM...
YALNIZLIĞIMIN SANIĞI SEVDAM
BİR YALNIZLIK SANDALINDA
UMMANDA YOLCUYUM...
GEMİLER UZAK DAN GEÇİYOR..
KENDİMDEN BAŞKASINA DUYURAMADAN
FERYADIMI UMMANA DÖKEREK..
GELDİĞİM YERE DÖNÜYORUM..
...O BALIK GİBİ....

Battal Aslan


Şiir Vakti



 

Sizden Gelen Şiir - Ansızın - Emir Imran Cerrahoğlu


 
Sizden Gelen Şiirler



Ansızın
Ansızın gerçekleşir hayatta ki olaylar
Ecel bile insanları ansızın yakalar
Ansızın oldu gidişim birşey diyemedim
O kadar hızlıydı ki geldiğim gibi gittim

Zaman denen şey meğerse çok hızlı akarmış
Insan yaşarken vaktin hızını anlamazmış
Işte gidişim böyleydii aniden oldu
Birkaç yıl sanki bir saat gibi geçip durdu

Vaktin kıymetini elden gidince anladım
Gidiş vakti gelince öylece dondum kaldım
Vaktinin değerini bilmeli bu insanlık
Demesinler keşke şunlarıda yapsaydık

Emir Imran Cerrahoğlu


Şiir Vakti
 

Goncam - Sesli Şiir - Sizden Gelen Şiirler


Goncam - Sesli Şiir
Sizden Gelen Şiirler



video

Ağlamaklı bir gün güzel abim
Gonca'mın sevdası kalbimde duruyor
Bakışları sanki darağacı
her gülüşü boynumu vuruyor
Gün geceye,dil heceye,dert çeneye vuruyor
Gonca'm bir sonsuz şiir ki yazdıkça yazasım geliyor

Yetmiyor güzel abim
Öyle uzaktan bakmak yetmiyor
Tarlalar dolusu gül döksen önüme
hepsi de bir Gonca'm etmiyor
Yağmur cama,ay odama,dert adama vuruyor
Gonca'm bir tatlı zehir ki içtikçe içesim geliyor

Ah benim güzel abim
Bilirim geçiyor acılar zamanla
Bu da geçer diyorsun ama 
gel gör ki sevda kesiği dikiş tutmuyor
Nargilemi yakan köz gibi kor, öyle nağdan
Gonca'm nar-ı sevda  
Yandıkça yanasım geliyor

Nar'ına düştüm ki sorma canımdan can gidiyor
Güldüğüme bakma güzel abim
Günlerime gam diziyor
Bırak yaksın,yıksın sözleri
Her hali başım üstüne
Gonca'm ecel bile olsa bahtıma yazasım geliyor

Yaram derin eczası bahar,eczası goncam
Madem göz görmeyince gönül katlanıyor
O halde dağla gözlerimi güzel abim
Gözden ırak olan gönülden de ırak oluyor
Olmuyor be abi
İsyan ediyor bir yanım ama 
kulun sevdasınada Hak'tan geçilmiyor

Biliyorum şimdi unut diyeceksin
Lakin benim her zerrem goncamı seviyor
Ben ona  koşarken dur diyeceksin
Bu deli cesaretin nereden geliyor
Bedenden can,damardan kan,akıl başımdan gidiyor
Goncam aşkın sek hali,içtikçe  başım dönüyor

İşte böyle güzel abim 
Goncamsız bu şehri yakasım geliyor
Onsuz,bu bedende hükmü olmayan
Canımı canına katasım geliyor
Çalışmadığım yerden soruyor yine kahrolası zaman 
Sevda sualinde canım abim kopyada çekilmiyor

Baksana güzel abim goncam geliyor
Ardısıra güneş,bahar geliyor
Gelişi güzel Gonca'm cam gibi narin
Gelişigüzel değil bu sevda sayın abim
Öyle büyük ki,öyle saf,öyle derin
Goncam yalan bile olsa kandıkça kanasım geliyor


Şiir Vakti
 

Şiir yazacaklara tavsiyeler.




1. Şiir yazmadan önce mutlaka şiir okuyun. Büyük şairleri tanımadan yazdığınız şeyler
şiir değil anlamsız sözler olacaktır. Câhit Sıtkı, Orhan Veli, Yahya Kemal, Fuzuli, Nedim...
2. Şiir bir anda yazılır ama usta şairlerin dahi bir çoğunun üç beş tane şiir vardır akılda
kalan o nedenle çok şiir yazmaktan vazgeçin. Seri üretimi bırakıp sanat yapmaya bakın
3. Türkiye'de her üç kişiden beşinin şair olduğunu unutmayın.
4. Etrafınızdakiler sizi kırmamak için şiirlerinizin çok güzel olduğunu, mükemmel olduğunu
vs söyleyebilirler inanmayın. Mesela çok beğendiğiniz bir şiirinizi yarışmalara gönderin iyi
şiir mutlaka birinde olmazsa birinde fark edilecektir.
5. Size bir şiirimi okuyayım şimdi yazdım gibi cümleler kurmayın bırakın olgunlaşsın şiirler
üzerinde çalışın, emek verin.
6. Şiir yazamıyorsanız zorlamayın.

Ben hayatımda hiç şiir yazamadım. Beceremem. Gerek de yok zaten.
Ama güzel şiirleri ezberler usta şairleri zevkle okurum. Güzel yemek yapamıyorsanız da
usta aşçıların lezzetlerini tadın.

Unutmayın şair olduğunu iddia edenlerin çok azı, çok çok azı şiir yazabiliyor.
 
 
Sesli Şiir Vakti Hizmet Şartları | Gizlilik Politikası | Telif Hakkları
Copyright © 2012. Şiir Vakti - All Rights Reserved
Geliştiren CihanWebMaster
Proudly powered by Blogger