YENİ SESLİ ŞİİRLER
Düşünce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Düşünce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ahmet Hamdi Tanpınar - Ne İçindeyim Zamanın - Yusuf Eradam - Sesli Şiir dinle


Ahmet Hamdi Tanpınar - Ne İçindeyim Zamanın...
Yusuf Eradam'ın Sesinden
Sesli Şiir dinle


NE İÇİNDEYİM ZAMANIN

Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.

Bir garip rüya rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sükutu öğüten
Uçsuz bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş.

Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim.


Ahmet Hamdi TANPINAR





 

Necip Fazıl Kısakürek - O Var - İbrahim Sadri'nin Sesinden Dinle



Üstad Necip Fazıl Kısakürek - O Var
İbrahim Sadri'nin Sesinden
Sesli Şiir Dinle



O VAR!


Her defa haberi taze bir müjde;
O var!
Her defasında, geç, gafletten vecde;
O var!

Ne sen varsın, ne ben, ne yâr, ne kimse;
O var!
Bütün sevdiklerin elden gittiyse;
O var!

Kalacak kim var ki, dost tomarından?
O var!
Sana daha yakın şah damarından;
O var!

Arama, ilâç yok eczahanede!
O var!
Gayede, sebepte ve bahanede;
O var!

Sevdiğini ebed boyu tutan dinç;
O var!
Ölümsüzlük şevki, ilâhî sevinç;
O var!

Yıkılmaz dayanak, kırılmaz destek;
O var!
Tekten de tek; bir tek, tek başına tek;
O var!

(1982)

Sesli Şiir Vakti
 

Ahmet Hamdi Tanpınar - Bütün Yaz - Erhan Güleryüz'ün Sesinden


Ahmet Hamdi Tanpınar Bütün Yaz 
Erhan Güleryüz'ün Sesinden:


Bütün Yaz


Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede...
Sen zambaklar kadar beyaz
Ve ürkek bir düşüncede,
Sanki mehtaplı gecede,
Hülyan, eşiği aşılmaz
Bir saray olmuştur bize;
Hapsolmuş gibiydim bense,
Bir çözülmez bilmecede.
Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede

Ahmet Hamdi Tanpınar

Sesli Şiir Vakti

 

Uğur IŞILAK - Zamanı Geldi (şiir) - Sesli Şiir Dinle


Zamanı Geldi Uğur Işılak
Sesli Şiir Dinle:




Zamanı Geldi


Yeter Çektiğimiz Bitsin Bu Acı 
Yarayı Sarmanın Zamanı Geldi 
Elbet Her Acının Vardır İlacı 
Kafayı Yormanın Zamanı Geldi 

El Ele Vermenin Zamanı Geldi 


Hızımızı Kesip Durduranlar Var 
İşleri Yokuşa Sürdürenler Var 
Kardeşe Kardeşi Vurduranlar Var 
Gerçeği Görmenin Zamanı Geldi 

El Ele Vermenin Zamanı Geldi 


Kuşatır Cihanı Sarar Herkesi 
Eğer Yükselirse Sevginin Sesi 
Ufuklar Ötesi Çağlar Ötesi 
Hayaller Kurmanın Zamanı Geldi 

El Ele Vermenin Zamanı Geldi 


Bu Azap Ne Kadar Sürecek Böyle 
Bu Bozgun Bu Çöküş Yetmez mi Söyle 
Gönlün Ateşiyle Aşkın Gücüyle 
Dağları Yarmanın Zamanı Geldi 

El Ele Vermenin Zamanı Geldi 

Tefekkür Edelim İnceden İnce
Kavmiyet Kavgası İlkellik Bence
Atam Adem Baba,İnsanım Önce
Dostluğa Ermenin Zamanı Geldi

El Ele Vermenin Zamanı Geldi

Türk,Kürt,Laz,Abaza,Sünni,Alevi
Hepsi Bir Bahçenin Gülü Bir Nev-i
Gönüldür Mevlanın Mukaddes Evi
İçeri Girmenin Zamanı Geldi

El Ele Vermenin Zamanı Geldi


Uğur Işılak
-SesliŞiirVakti-

 

Necip Fazıl Kısakürek - Çile - Kendi Sesinden Sesli Şiir Dİnle



Kendi Sesinden:



Çile

Gâiblerden bir ses geldi: Bu adam,
Gezdirsin boşluğu ense kökünde!
Ve uçtu tepemden birdenbire dam;
Gök devrildi, künde üstüne künde...

Pencereye koştum: Kızıl kıyamet!
Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!
Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,
Ok çekti yukardan, üstüme avcı.

Ateşten zehrini tattım bu okun.
Bir anda kül etti can elmasımı.
Sanki burnum, değdi burnuna (yok) un,
Kustum, öz ağzımdan kafatasımı.

Bir bardak su gibi çalkandı dünya;
Söndü istikamet, yıkıldı boşluk.
Al sana hakikat, al sana rüya!
İşte akıllılık, işte sarhoşluk!

Ensemin örsünde bir demir balyoz,
Kapandım yatağa son çare diye.
Bir kanlı şafakta, bana çil horoz,
Yepyeni bir dünya etti hediye.

Bu nasıl bir dünya hikâyesi zor;
Mekânı bir satıh, zamanı vehim.
Bütün bir kâinat muşamba dekor,
Bütün bir insanlık yalana teslim.

Nesin sen, hakikat olsan da çekil!
Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!
Otursun yerine bende her şekil;
Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!

…………………………………..
…………………………………..
…………………………………..
…………………………………..

Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın,
Benliğim bir kazan ve aklım kepçe.
Deliler köyünden bir menzil aşkın,
Her fikir içimde bir çift kelepçe.

Niçin küçülüyor eşya uzakta?
Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?
Zamanın raksı ne, bir yuvarlakta?
Sonum varmış, onu öğrensem asıl?

Bir fikir ki, sıcak yarada kezzap,
Bir fikir ki, beyin zarında sülük.
Selâm, selâm sana haşmetli azap;
Yandıkça gelişen tılsımlı kütük.
Yalvardım: Gösterin bilmeceme yol!
Ey yedinci kat gök, esrarını aç!
Annemin duası, düş de perde ol!
Bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç!
Uyku, kaatillerin bile çeşmesi;
Yorgan, Allahsıza kadar sığınak.
Teselli pınarı, sabır memesi;
Size şerbet, bana kum dolu çanak.

Bu mu, rüyalarda içtiğim cinnet,
Sırrını ararken patlayan gülle?
Yeşil asmalarda depreniş, şehvet;
Karınca sarayı, kupkuru kelle...

Akrep, nokta nokta ruhumu sokmuş,
Mevsimden mevsime girdim böylece.
Gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş,
Fikir çilesinden büyük işkence.

…………………………………..
…………………………………..
…………………………………..
…………………………………..

Evet, her şey bende bir gizli düğüm;
Ne ölüm terleri döktüm, nelerden!
Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm,
Yetişir çektiğim mesafelerden!

Ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz;
Yollar bir yumaktır, uzun, dolaşık.
Her gece rüyamı yazan sihirbaz,
Tutuyor önümde bir mavi ışık.

Büyücü, büyücü ne bana hıncın?
Bu kükürtlü duman, nedir inimde?
Camdan keskin, kıldan ince kılıcın,
Bir zehirli kıymık gibi, beynimde.

Lûgat, bir isim ver bana halimden;
Herkesin bildiği dilden bir isim!
Eski esvaplarım, tutun elimden;
Aynalar, söyleyin bana, ben kimim?

Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa,
Arzı boynuzunda taşıyan öküz?
Belâ mimarının seçtiği arsa;
Hayattan muhacir, eşyadan öksüz?

Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim,
Minicik gövdeme yüklü Kafdağı,
Bir zerreciğim ki, Arş'a gebeyim,
Dev sancılarımın budur kaynağı!

Ne yalanlarda var, ne hakikatta,
Gözümü yumdukça gördüğüm nakış.
Boşuna gezmişim, yok tabiatta,
İçimdeki kadar iniş ve çıkış.

…………………………………..
…………………………………..
…………………………………..
…………………………………..

Gece bir hendeğe düşercesine,
Birden kucağına düştüm gerçeğin.
Sanki erdim çetin bilmecesine,
Hem geçmiş zamanın, hem geleceğin.

Açıl susam açıl! Açıldı kapı;
Atlas sedirinde mâverâ dede.
Yandı sırça saray, ilâhî yapı,
Binbir âvizeyle uçsuz maddede.

Atomlarda cümbüş, donanma, şenlik;
Ve çevre çevre nur, çevre çevre nur.
İçiçe mimarî, içiçe benlik;
Bildim seni ey Rab, bilinmez meşhur!

Nizam köpürüyor, med vakti deniz;
Nizam köpürüyor, ta çenemde su.
Suda bir gizli yol, pırıltılı iz;
Suda ezel fikri, ebed duygusu.

Kaçır beni âhenk, al beni birlik;
Artık barınamam gölge varlıkta.
Ver cüceye, onun olsun şairlik,
Şimdi gözüm, büyük sanatkârlıkta.

Öteler öteler, gayemin malı;
Mesafe ekinim, zaman madenim.
Gökte saman yolu benim olmalı;
Dipsizlik gölünde, inciler benim.

Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
Sen, bütün dalların birleştiği kök;
Biricik meselem, Sonsuza varmak...

Necip Fazıl Kısakürek

Sesli Şiir Vakti
 
 
Sesli Şiir Vakti Hizmet Şartları | Gizlilik Politikası | Telif Hakkları
Copyright © 2012. Şiir Vakti - All Rights Reserved
Geliştiren CihanWebMaster
Proudly powered by Blogger