YENİ SESLİ ŞİİRLER
sesli şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sesli şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Atalay Demirci - Biz İnsanoğluyuz - Sesli Şiir Dinle



Atalay Demirci - Biz İnsanoğluyuz





Biz İnsanoğluyuz

Ne istediğimizi bilmeyiz çoğu zaman 
Babanın, tabutunu taşırken anlarız kıymetini 
Sevgiliyi elden gidene kadar sevemeyiz 
Mutluluk dibimizdedir kör olur göremeyiz. 
Biz insanoğluyuz! 

Rüyaya dost'dan daha fazla inanırız 
Bardak kırar gibi kalp kırar 
Doğruluk gün gibi ortadayken 
Yalanı arar bulmak için kıvranırız 
Biz insanoğluyuz! 

Gerçekten seveni nerdeyse döveriz 
Eğer kaçarsa nefret eden mutlaka yetişiriz 
Derdi varsa birinin, en uzağına gider 
İyi gününde, ondandaha fazla güleriz 
Biz insanoğluyuz! 

Anayı ölümüne yakın hatırlarız 
Paraya her şeyden daha fazla aşığız 
Ümitlerimiz daha yeşermeden koparır 
Sevgimizi gösteremez herkesten sakınırız 
Biz insanoğluyuz! 

Kötünün niyetini, iyinin şevkatini 
Ecel kapısı çalana kadar anlamayız 
Yardımı her şeyden çok bekler 
Küfrü ağızdan asla atmayız 
Biz insanoğluyuz! 

Rahatlığın en yücesi hep hayalimiz 
Darlıktan ders almak en zor işimiz 
Burnumuz kanasa isyan eder 
Kuru ekmek, zeytine şükretmeyiz 
ÇÜNKÜ BİZ 
İNSANOĞLUYUZ! ..

Atalay Demirci



 

Uğur Arslan - Bir Ayrılığın İlk Günü - Sesli Şiir Dinle



Bir Ayrılığın İlk Günü - Uğur Arslan
Sesli Şiir Dinle



Bir Ayrılığın İlk Günü


Canım sevgilim bugün ayrılığımızın ilk günü 
Yürüyen, kocaman, açık bir yarayım şimdi 
Rüzgar değdikçe sızlıyor kanıyor her yanım 
Nasıl ölesim var anlatamam ama 
Senden başka birşeyle öldüremiyorum kendimi 
Bundan bir yıl önce Taksimde o muhallebicide 
Yine susarak başlamıştık herşeye 
Tek kelime etmeden buyurmuştuk hayatlarımızın içine 
Herşey başladığı gibi bitiyordu. 
Tek kelime etmeden vedalaşıyorduk işte 

Bugün ayrılığımızın ilk günü sevgilim 
Sanırım artık bende bittim 
Bugün bir ayrılığın ilk günü sevgilim 
Bugün ölmezsem bir daha hiç ölmem eminim 
Bir ayrılığın ilk günü ölmeyenler bir daha ölmezler bilirim. 

Bugün ayrılığımızın ilk günü sevgilim 
Sana mutluluk huzur saadet, 
Kendim için Allah'tan sabır dilerim. 
Bugünde ölmezsem bir daha hiç ölmem eminim. 
Bir ayrılığın ilk günü ölmeyenler bir daha ölmezler bilirim 

Sanırım birşey yok aramızda 
Acırım aşksız yıllarımıza 
Bundan böyle eksik her yanımızla 
Yaşarız yaşarız yaşlanırız... 

Başımıza gelmesi imkansız diye düşündüğümüz şeyleri yaşamakla geçiyor hayat. 
Aşk önce damardan giriyor, 
Sonra burnundan getiriyor insanın 
En yakışıklı çağlarında kanıyor her yanın 
Filmin sonu hiç değişmiyor 
Sarılmamış yaralarla doluyor her yanın


Bugün ayrılığımızın ilk günü sevgilim 
Ölüyorum acıdan kendimde değilim. 
Sokaklarda yalnız yürüyemem ben 
Sabahların kör karanlıklarında kalkıp işede gidemem artık 
Yemek yiyemem, televizyon izleyemem, uyuyamamki sensiz 
Sen olmadan hiç sinemaya dahi gitmedimki ben 

Bugün ayrılığımızın ilk günü sevgilim 
Çaresiz, hareketsiz, ölmeye yakın bir uçurumun dibindeyim 
Bütün cümlelerimi senin için kurmuştum ben 
Yeni bir cümle daha kuramam 
Bütün sevmelerimi senin için kullanmıştım 
Şimdi kimi seveceğimi bilemem 

Ne adım geliyor aklıma ne annem 
Ne huzur diliyorum artık kendim için ne aydınlık 
Seyrelip tükenen dokunuşlar 
Uzayan kırılgan sessizlik 
Aramızda duran tedirgin, tuhaf yabancılık 
Sanıyorum biz şimdi gerçekten ayrıldık 

Bugün ayrılığımızın ilk günü sevgilim 
Sana mutluluk, huzur, saadet 
Kendim için Allah'tan sabır dilerim 
Bugünde ölmezsem bir daha hiç ölmem eminim 
Bir ayrılığın ilk günü ölmeyenler 
Bir daha ölmezler eminim 

Sanırım bir şey yok aramızda 
Acırım aşksız yıllarımıza 
Bundan böyle eksik her yanımızla 
Yaşarız, yaşarız, yaşlanırız...

Uğur Arslan


Sesli Şiir Vakti


 

Ağır Hasta - Fazıl Hüsnü Dağlarca - Kendi Sesinden - Sesli Şiir

Ağır Hasta KEndi Sesinden

Fazıl Hüsnü Dağlarca - Ağır Hasta
Kendi Sesinden
Sesli Şiir Dinle



Ağır Hasta - Fazıl Hüsnü Dağlarca... 

 Üfleme bana anneciğim korkuyorum
 Dua edip edip, geceleri.
 Hastayım ama ne kadar güzel 
 Gidiyor yüzer gibi, vücudumun bir yeri.

 Niçin böyle örtmüşler üstümü 
 Çok muntazam ki bana hüzün verir. 
 Ağarırken uzak rüzgârlar içinde 
 Oyuncaklar gibi şehir.
 Gözlerim örtük fakat yüzümle görüyorum 
 Ağlıyorsun, nur gibi. 
 Beraber duyuyoruz yavaş ve tenha
 Duvardaki resimlerle, nasibi. 
 Anneciğim, büyüyorum ben şimdi, 
 Büyüyor göllerde kamış.
 Fakat değnekten atım nerde 
 Kardeşim su versin ona, susamış. 

 Fazıl Hüsnü Dağlarca


Sesli Şiir Vakti

 

Sezai Karakoç - Balkon - Serdar Tuncer'in Sesinden


Serdar Tuncer'in Sesinden 
Balkon - Sezai Karakoç
Dinle:



 BALKON


Çocuk düşerse ölür çünkü balkon
Ölümün cesur körfezidir evlerde
Yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların
Anneler anneler elleri balkonların demirinde

İçimde ve evlerde balkon
Bir tabut kadar yer tutar
Çamaşırlarınızı asarsınız hazır kefen
Şezlongunuza uzanın ölü

Gelecek zamanlarda
Ölüleri balkonlara gömecekler
İnsan rahat etmeyecek
Öldükten sonra da

Bana sormayın böyle nereye
Koşa koşa gidiyorum
Alnından öpmeye gidiyorum
Evleri balkonsuz yapan mimarları


Sezai KARAKOÇ
 

İbrahim Sadri - Sevda Sokağı - Sesli Şiir


İbrahim Sadri Sevda Sokağı

 Sevda Sokağı


Ben Sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum…
Geceler hic bitmiyor, ben hic uyumuyorum..
Gecenin efkari iniyor perde perde..
Sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime..
Ben Sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum…
Geceler hic bitmiyor, ben hic uyumuyorum..
Ben Sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum…
Geceler hic bitmiyor, ben hic uyumuyorum..
Gecenin efkari iniyor perde perde..
Sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime..
Gecenin efkari iniyor perde perde..
Sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime..
Ben Sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum..
Hani su perdelnde mavikus resimleri olan..
Ali bakkalin hemen yaninda 17 numara..
O kirgin hayatin tam ortasinda..
Hani duvarlarinda hala yazilari olan o sokakta..
Biri gurbetin..
Biri ihanetin..
Biri de seni böyle sevmenin hikayesi..
Sevda`nin cami bana bakiyor, ben cama..
Ve bak sen su serencama..
Pencere önünde menekseler,hatmiler birde gece sefasi..
Bir de haytaligi adamin..
Abi, bir de sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime..
Iyi oluyor diyorum, bu sana iyi oluyor..
Arada bir arkadaslar geliyor..
Lafliyoruz ordan burdan..
Anlarsin ya güzel abim..
Ic cebimde bir umut doguyor..
Birde,nerden bulduysam resmini sevdanin..
Resimde Sevda inadina gülüyor..
Sevdam gayri resmi bilmekteyim..
Gelki benim abim..
Biraz da üstümüzde macera güzel duruyor..
Yai yakisiyor adama..
Yakisikli bir sevda..
Hayat haybeye vurmuyor yüzümüze belasini
Hayat sokagimizi bir kehriba tesbih gibi..
Döküyor tanelerini takir takir yüzümüze..
Ben, ben sevda`nin oturdugu o sokakta oturuyorum..
Geceler hicbitmiyor, ben hic uyumuyorum..
Agzimda fiyakali bir islik..
Zulanda agir yarasi sevdanin..
Ali bakkalin ciragi metin ..
Anliyor halinden insanin..
Metin nedir senin niyetin..?
Kat bakalim abine bir taze ekmek biraz zeytin..
Bu aksam yine odamda efkar var..
Anlarsin ya metin..
Adamin halindan adam anlar..!
Ben sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum..
Geceler hic bitmiyor,ben hic uyumuyorum..
Gecenin efkari iniyor perde perde..
Sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime..
Ben sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum..
Geceler hic bitmiyor,ben hic uyumuyorum..
Ben sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum..
Geceler hic bitmiyor,ben hic uyumuyorum..
Gecenin efkari iniyor perde perde..
Sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime..
Gecenin efkari iniyor perde perde..
Sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime..


-İbrahim SADRİ-

Sesli Şiir Vakti
 

Necip Fazıl Kısakürek - Gençliğe Hitabe - Kendi Sesinden

Necip Fazıl Kısakürek'in Kendi Sesinden:
Gençliğe Hitabe



Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...
"Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!" şuurunda bir gençlik...
Devlet ve milletinin 7 asırlık hayatında dört devre...
Birincisi iki buçuk asır... Aşk, vecd, fetih ve hakimiyet...
İkincisi üç asır... Kaba softa ve ham yobaz elinde sefalet ve hezimet...
Üçüncüsü bir asır... Allahın, Kur'an'ında "belhümadal - hayvandan aşağı" dediği cüce taklitçilere ve batı dünyasına esaret... Ya dördüncüsü ?...
Son yarım asır!.. İşgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, madde plânında kurtarıldıktan sonra ruh plânında ebedi helake mahkumiyet...
İşte tarihinde böyle dört devre bulunduğunu gören... Bunları, yükseltici aşk, süründürücü satıhçılık, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi...
Beşinci devrenin kapısı önünde nur infilakı yeni bir şafak fışkırışını gözleyen bir gençlik...
Gökleri çökertecek ve son moda kurbağa diliyle bütün "dikey"leri "yatay" hale getirecek bir çığlık kopararak "mukaddes emaneti ne yaptınız?" diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...
Dininin, dilinin beyninin, ilminin, ırzının,evinin, kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik...
Halka değil, Hakka inanan, meclisinin duvarında "Hakimiyet Hakkındır" düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bilen bir gençlik...
Emekçiye "Benim sana acıdığım ve seni koruduğum kadar sen kendine acıyamaz, kendini koruyamazsın.! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın!" diyecek...
Kapitaliste ise "Allah buyruğunu ve Resul emrini kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın!" ihtarını edecek...Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına,vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik...
Bir buçuk asırdır türlü buhranlar içinde yanıp kavrulan ve bunca keşfine rağmen başını yarasalar gibi taştan taşa çalarak kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığı, Türk'ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını, her sistem ve mezhebe ortada ne kadar illet varsa devasının ve ne kadar cennet hayâli varsa hakikatinin,İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslâm âlemine ve bütüıı insanlığa model teşkil edecek bir gençlik...
"Kim var?" diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert "ben varım!" cevabını verici, her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur!" fikrini besleyici bir dâva ahlakına kaynak bir gençlik...
Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnetsayacak kadar gözü kara ve o nispette usule, stratejiye uygun bir gençlik...
Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle zifiri karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin; ve gerçek kahramanlık mâdeniyle sahtesini ayırdetmekte kuyumcu ustası bir gençlik...
Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, demagog politikacısı,çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, takma diş fabrikası, fuhuş albümü gazetesi,mümin zindanı mâbedi, temeli yıkık ailesi, hasılı kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldağı zehirli tesiri üzerinden atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, destanlık bir meydan savaşı içinde ve bu savaşı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik...
Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski mümin nesillerden hiçbirini beğenmeyecek, onlara "siz güneşi ceplerinizde kaybetmiş marka müslümanlarısınız !Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi!" diyecek ve gerçek müslümanlığın "nasıl" ını ve "ne idüğü" nü her haliyle gösterecek bir gençlik...
Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu ,hürmetine yarattığı Sevgilisinin fezâyı bütün yıldızlariyle manto gibi saran mukaddes eteğine tutunacak, ve O'ndan başka hiçbir tutamak,dayanak, sığınak tanımayacak ve O'nun düşman larını ancak kubur farelerine lâyık bir muameleye tâbi tutacak bir gençlik...
İşte bu gençliği, bu gençliğin ilk filizlerini karşımda görüyorum.Şekillenmesi,billurlaşması için 30 küsur yıldır, devrimbazlık kodamanların viski çektiği kamış borularla kalemime ciğerîmden kan çekerek yırtındığım, paralandığım ve zindanlarda süründüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allaha hamd etme makamındayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur: Tabutumu öz ellerinle musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil!

Allahın selâmı üzerine oIsun...

Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!..

Necip Fazıl Kısakürek

Sesli Şiir Vakti
 
 
Sesli Şiir Vakti Hizmet Şartları | Gizlilik Politikası | Telif Hakkları
Copyright © 2012. Şiir Vakti - All Rights Reserved
Geliştiren CihanWebMaster
Proudly powered by Blogger